Reklam

Son Satırdaki Yük: Gereği...

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Ümit KURT

Bazı insanlar vardır; bir metni baştan sona okumaz, birkaç cümleye göz gezdirir ve özellikle son satıra bakarak hükmünü verir. Oysa metin, bir bütündür. Girişinden gelişmesine, vurgusundan bağlamına kadar her parça bir anlam taşır. Ama ne yazık ki, alışkanlık haline gelmiş yüzeysel okumalar, hem anlamı çarpıtıyor hem de ciddi sonuçlar doğuruyor.

Daha vahimi ise bu yaklaşımın bürokrasiye yansımasıdır. Bir yazının tamamını değerlendirmek yerine, son paragrafına bakarak karar veren, içeriği analiz etmeden işlem tesis eden bir anlayış; sadece süreci yavaşlatmaz, aynı zamanda adaletsizlik üretir. Çünkü eksik bilgiyle verilen her karar, bir başka hak kaybının kapısını aralar.

Bürokrasi, dikkat ve titizlik gerektirir. Her kelimenin, her ifadenin bir amacı vardır. Ancak bazı durumlarda görüyoruz ki; metnin ruhu göz ardı edilmekte, sadece sonuç cümlesine bakılarak işlem yapılmaktadır. Bu da hem emeği değersizleştirir hem de yapılan işin niteliğini düşürür.

Bir de bu tabloya, görevini hakkıyla yapmak yerine üstlerine yaranma telaşıyla hareket edenler eklendiğinde sorun daha da büyür. Okumadan onaylayan, anlamadan imza atan, içeriğe değil “üst ne der” anlayışına göre pozisyon alan bu yaklaşım; liyakatin önüne geçer, adalet duygusunu zedeler. Bürokrasi, kişisel sadakatle değil; akıl, hukuk ve sorumlulukla yürütülmesi gereken bir alandır.

Oysa bir dilekçenin son satırında yer alan talep, çoğu zaman uzun bir hikâyenin yalnızca özetidir. O satırın arkasında yaşanmışlıklar, zorunluluklar ve çoğu zaman da görünmeyen bir mücadele vardır.

Düşünün…

Bir memurun dilekçesinin son cümlesinde, “...kalan yıllık iznimin tarafıma verilmesini arz ederim.” yazar...

Yoğun zamanlardır, İzin vermek güçtür...

Ama içinde bulunduğu vaziyet onun için işten daha önemlidir.

Halbuki 

O cümlenin ardındaki gerçek şudur; Eşini kaybetmiş, kanunen tanınan mazeret izinlerini kullanmış, raporları almış, fakat bu süre içinde yaşadığı acıyı sağlıklı bir şekilde atlatamamış. Bir yandan yas süreci, diğer yandan küçük çocuklarının geleceği…

Günler, yalnızca acıyı paylaşmakla değil; bundan sonra çocuklarına kimin bakacağını, hayatın nasıl devam edeceğini belirlemekle geçiyor. Aile büyükleriyle görüşmeler, yeni bir düzen kurma çabası, çocukların psikolojisini ayakta tutma gayreti…

İşte böyle bir süreçten geçen bir memurun yazdığı dilekçenin son satırında çoğu zaman şu ifade yer alır:
“...kalan yıllık iznimin tarafıma verilmesini arz ederim.”

Şimdi sorulması gereken şudur: Bu cümle, gerçekten tek başına okunup değerlendirilebilecek bir talep midir? Yoksa arkasında büyük bir sorumluluk, derin bir kayıp ve zorunlu bir hayat düzenlemesi mi vardır?

Eğer bizler sadece o son satıra bakarak karar veriyorsak, aslında bir insanın yaşadığı süreci görmezden geliyoruz demektir. Bu da bürokrasiyi mekanik bir işlem yığınına dönüştürür. Oysa kamu yönetimi, insanı merkeze almak zorundadır.

Bir metni anlamak, sabır ister. Yorumlamak ise vicdan. Hele ki verilen kararlar bir ailenin geleceğini etkiliyorsa, bu sorumluluk daha da büyür.

Belki de artık kendimize şu soruyu sormalıyız: Gerçekten okuyor muyuz, yoksa sadece son satıra bakıp hüküm mü veriyoruz?

Çünkü bazen bir dilekçenin son cümlesi, sadece bir izin talebi değil; hayata tutunma çabasının en sade ifadesidir.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar