Sözlerin en güzeli Rahman ve Rahim olanın adıyla başlanan sözlerdir...
Hayatın içindeki bütün sözlere davranışlara ve eylemlere niyet etmekle başlanır. Niyet etmek, bir işi yapmayı zihinde tasarlamak, kalben karar vermek, azmetmek ve hedeflenen eylemi hangi amaçla yaptığını bilmektir.
İbadet ederken ilk kuralın niyet etmek olması gibi . Namaza, oruca , hacca bütün ibdetlere en güzel salih niyetler getirerek başlanır. Rahman olan bizim bu ibadeti hangi amaçla ve
kimin için yaptığımızı bilmek ister. İşte günlük hayatın içindeki bütün eylemlerimize de en güzel niyetlerle başlarsak her işimiz yolunda gider.
Ne için yaptığını yada kimin için yaptığını bilmek hangi amaçla yaptığını bilmek en yüksek bilinç seviyesi değil midir.?
Allah sizin dış görünüşünüze ve mallarınıza bakmaz. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar." (Müslim/3)
De ki, gönlünüzdeki duyguları saklasanız da, açıklasanız da Allah hepsini bilir.” ( Âl-i İmrân Sûresi/29)
Kimden neyi gizliyoruz...
Kalbimizin en ücra noktasına kadar gören bilen Rabimizden hangi niyeti hangi amacı gizliyoruz. Aslında kendimizi kandımıyor muyuz.
İyi niyete dayanmayan, sadece gösteriş için yapılan ibadetlerin ve güzel davranışların Allah katında hiçbir değeri bulunmadığını Peygamber Efendimiz ibretli bir misâlle ortaya koymuştur. Bu hadîs-i şerîfe göre kıyamet gününde ilk defa bir şehid hakkında hüküm verilecek. Allah Teâlâ ona ne yaptığını sorduğunda:
- Senin uğrunda çarpıştım, şehid edildim, diyecek. Fakat Cenâb-ı Hak ona:
- Yalan söyledin. Sana cesur adam desinler diye çarpıştın, buyuracak ve o adam yüz üstü sürüklenerek cehenneme atılacak.
Daha sonra ilim öğrenip öğreten ve Kur’an okuyan bir kimse getirilecek. Ona da ne yaptığı sorulacak.
- İlmi öğrendim ve öğrettim. Senin rızânı kazanmak için Kur’an okudum, diyecek. Allah Teâlâ ona:
- Yalan söyledin. İlmi, sana âlim desinler diye öğrendin. Kur’an’ı ise, güzel okuyor desinler diye okudun. Nitekim öyle de denildi, buyuracak. O adam da yüz üstü sürüklenerek cehenneme atılacak.
Dil bir şeye niyet ederken kalbin de bu düşünceye katılması gerekir. Yoksa niyet makbul olmaz. Dil ile ikrar ettiğimizi kalp ile tastik etmek şarttır.
Bir Hadiste de Allah kalblerin içindeki niyetlere bakar denir.
Hz. Ömer şöyle rivayet etti.
-Yapılan işler niyetlere göre değerlenir. Herkes yaptığı işin karşılığını niyetine göre alır. Kimin niyeti Allah’a ve Resûlü’ne varmak, onlara hicret etmekse, eline geçecek sevap da Allah’a ve Resûlü’ne hicret sevabıdır. Kim de elde edeceği bir dünyalığa veya evleneceği bir kadına kavuşmak için yola çıkmışsa, onun hicreti de hicret ettiği şeye göre değerlenir.” (Buhârî, Bed’ü’l-vahy 1)
Yani kısacası niyet, Hayatımızın her anında bize yol gösteren navigasyonumuzdur. Özellikle yol ayrımlarında kendi cüzi irademizi ortaya koyduğumuz onu nasıl yaşayacağımıza karar verdiğimiz kader bilgisini de içinde barındiran her işin her eylemin her sözün özüdür, çekirdiğidir. Yaşantımızın özetidir.
Atalarımız boşuna niyet iyi akibet iyi dememişlerdir.
Selam ve dua ile ...
Yorumlar