Reklam
Reklam

EKONOMİ, SİYASET, HUKUK; TOPLUMSAL GÜVEN İLİŞKİSİ

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Zeydan ALTINCAN

Ekonomi siyaset ve hukuk insanlık tarihi boyunca insan ilişkilerini ve toplumsal ilişkileri etkilemiş tam tersi olarak  toplumların ve bireylerin tercihleri ve fikirleri de bu üç bilim dalına yön vermiştir.  Ekonomi ele alınacak olursa  tarihin ilk dönemlerinden itibaren  üretim, dağıtım , tüketim ve paylaşımın hangi kesimin elinde olduğuna göre değişim göstermiş siyasi, dini ve ideolojik fikirlere göre tamamen farklı yöntemlerle uygulanmya çalışılmıştır. Siyaset bölüşümü paylaşımı adalet terazisine göre ayarlarken hukuk toplumda siyasete olan güvenin teminatı olmuştur. 

 Ekonomi sadece üretim, tüketim, enflasyon, para politikaları, arz-talep gibi teknik konulardan ibaret değildir. Ekonomi en ilkel tabiriyle mübadaleden ibarettir. Hizmetin vaya malın el değiştirmesidir. Burada siyaset ve hukuk bu mübadelenin insan onuruna yakışır insan haklarına uygun bir şekilde yapılmasını sağlamalıdır. Ekonomi üretimin tüketimin dağıtım ve paylaşımın ne şekilde olacağını siyasete salık vermekte siyasette hukuka hak ve adalete dayanmak suretiyle toplumun tüm kesimlerine hitap edecek sekilde ekonomik uygulamaları hayata geçirmektedir.

Ekonomik dağılımın adaletle sağlanmadığını düşünen  yani pastadan payına düşeni alamadığına inanan kesimin isyanları  tarihin derinliklerine bakıldığında devletleri çok zor durumlara düşürmüş, Dış etkilerin müdahalesine açık bir konuma getirmiştir. Kamuoyu üretimin güven ortamında gerçekleşeceğine olan inancını kaybettiğinde üretimden vazgeçebilmektedir. Hukuk'un güven ortamını sağlayamaması durumunda halk siyasete karşı direnç gösterecektir. İç karışıklık yaşayan bütün devletlerin en temel sorunu siyasi, ideolojik, dini fikirler olmamıştır. Üretiminin emeğinin hukuk gözardı edilerek gasp edileceğini düşünen toplum üretimden vazgeçerse siyaset yönetebilecek kontrol edebilecek bir tebaa bulamayacaktır. Bu durumda toplum  iç karışıklıklar ve iç isyanlar ile ekonomik gücün el değiştirmesi gerektiğine inanacaktır.  Ekonomik gücün el değiştirmesi için siyasete karşı, hukuka olan güvenin yeniden tesisi için ayak direyecektir.

 Ekonomiyi yönlendirme gücünü kaybeden erklerin ya da sürekli yönetilen tarafta olan azınlıkların  bu yetkiyi  ele geçirmeleri ve ekonominin dizginlerini elinde tutabilmeleri için kitleleri peşinde koşturan yeni bir fikir yaratmak zorundadırlar  tabiri caizse yeni bir din yaratmak zorundadırlar ki tarih boyunca bu böyle süregelmiştir. Yeni dinlerin ve  ideolojilerin ortaya çıkmasında ekonomik temelli zulümlerin olduğu görülecektir.  Her yeni din, inanç veya ideoloji bir öncekinin ya zıddı ya da biraz değiştirilmiş versiyonlarıdır. Yeni  fikirler ve inanç biçimleri  üretilirken yaşanan en büyük sorun da  -varolanı değiştirmek güç olacağından-  toplumun kültürel ve ahlaki olarak yozlaşmasına  sebebiyet vermiş olmasıdır. 

Ekonomi görüldüğü üzere salt teknik konulardan ibaret bir bilim değildir. Siyaseti, hukuku, toplumun kültürünü, değer yargılarını, ahlaki yapısını, devletlerin iç-dış dengesini  etkileyen hatta belirleyen bir yaşam biçimidir. Ekonomi hukuk'a dayalı olarak güven duygusu aşılayan, toplumun tüm kesimlerine hitap eden,  siyaset eliyle oluşturulmuş dengeli politikalarla  insanın kendini varedebilmesini sağlayacak şekilde ele alınmalıdır. Ekonomi bir güven meselesidir bunu sağlayacak olanda hukuka dayalı bir siyasettir. Demek istediğimiz odur ki merkez bankasında tutulan tonlarca altın bir illiüyondan ibarettir.  Güven ve teminat duygusu dışında pek bir etkisi yoktur.

begendim
1
Begendim
bayildim
1
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar