İş Güvenliği Uzmanı- Elektrik-Elektronik Mühendisi

Evden çıkarken çocuğunun başını okşadın. Eşine "Akşama görüşürüz." dedin.
Kapıyı kapattın ve işe gittin.
Bazı insanlar işe gider.
Ama eve dönemez.
Peki neden?
Çoğu insan, iş kazalarının sadece kırılan makinelerden, kopan halatlardan ya da devrilen iskelelerden kaynaklandığını düşünür.
Oysa birçok kaza, çok daha önce başlar.
İnsanın zihninde...
Uykusuz geçen gecelerde...
Borçlarını düşünürken...
Çocuğunun okul masrafını hesap ederken...
Ailesiyle yaşadığı sorunları içine atarken...
İşini kaybetme korkusuyla sessiz kalırken...
Biriken stres, dikkatini çalar.
Kaygı, muhakemeyi zayıflatır.
Yorgunluk, en basit tehlikeyi bile görünmez hâle getirir.
İnsan bedeni yorulduğunda dinlenebilir.
Ama zihni yorulan insan, çoğu zaman bunu fark etmez.
Makinenin başındadır ama aklı başka yerdedir.
Direksiyonun başındadır ama düşünceleri evindedir.
Yüksekte çalışıyordur ama zihni çoktan hayatın yükü altında ezilmeye başlamıştır.
İşte bu yüzden güvenlik kültürü; sadece fiziksel tehlikeleri ortadan kaldırmak değildir.
Çalışanın zihnini de koruyabilmektir.
Çünkü bazen en ağır yük,
Omuzda taşınan yük değildir.
İnsanın içinde taşıdığı yüktür.
Ve bazen bir iş kazası, makinenin değil...
Sessizce tükenen bir insanın arızasıdır.
Yorumlar