Reklam

Bazı İnsanlar!

Yayınlanma Tarihi : Google News
author

Yasin GÜLER

İnsan bazen düşmanından değil, sustuğunu sandığı dostundan yara alıyor.
Çünkü açıkça karşınızda duranla mücadele etmek kolaydır; asıl ağır gelen, her şeyi bildiği halde susanların, hatta kötülüğün yanında saf tutanların varlığıdır.

Bugün dönüp etrafıma baktığımda şunu görüyorum:
Bir insanın onuru ayaklar altına alınırken, emeği karalanırken, şahsiyeti hedef yapılırken; bazıları hiçbir şey olmamış gibi sırıtıp fotoğraf vermeye devam ediyor.
Eskilerin çok ağır ama bir o kadar gerçek bir sözü vardır:
“Şehir yanarken orospular saçını tararmış…”

Ne kadar sert olsa da bazen hayat tam olarak bunu gösteriyor insana.
İçinin yandığı, kırıldığın, ihaneti iliklerine kadar hissettiğin bir dönemde; dost bildiklerinin keyifli pozlar vermesi, menfaat masalarında kahkahalar atması insana çok şey öğretiyor.

O an anlıyorsun ki; herkes dost değilmiş…
Herkes aynı davanın insanı değilmiş…
Ve herkes hakikatin yanında durabilecek kadar omurgalı değilmiş…

Bir kötülüğü yapan kadar, o kötülüğe sessiz kalan da mesuldür.
Ama daha vahimi; her şeyin farkında olduğu halde menfaati uğruna ahlaksızlığın yanında saf tutmaktır.
İşte bu, başka bir çürümenin adıdır.

Çünkü bazı insanlar artık doğruyu değil, güçlü görünen tarafı seçiyor.
Hakikati değil, çıkarını büyütüyor.
Vicdanını değil, hesabını dinliyor.

Toplumun yeni “eşek lafları” da tam burada başlıyor zaten…
Gerçeği bile bile kulağını kapatmak…
Yanlışı gördüğü halde susmak…
Mazlumu yalnız bırakıp zalimin gölgesinde serinlemek…

Sonra da adına “denge siyaseti”, “idare etmek”, “ilişkileri korumak” diyorlar.
Hayır!
Bunun adı çoğu zaman korkaktır.
Bunun adı menfaatperestliktir.
Bunun adı, karakterini konforuna kurban etmektir.

Ben şuna inanıyorum:
Bugün görmezden geldikleri adaletsizlik, yarın dönüp kendi kapılarını çalacak.
Bugün açmadıkları kapılar, yarın yüzlerine kapanacak.
Bugün sustukları haksızlık karşısında “bana dokunmuyor” diye kenara çekilenler, yarın aynı yalnızlığı tattıklarında çalacak bir kapı bulamayacaklar.

Çünkü hayatın değişmeyen bir hesabı vardır.
İnsan bazen yaptığından değil, göz yumduğundan da sorgulanır.

Bizim ise bir duruşumuz var.
Bir hesabımız değil, bir davamız var.

Desturumuz daima Rıza-i Kelimetullah’tır.
Hedefimiz hakikattir.
İlkemiz adalettir.
Yolumuz; eğilip bükülmeden doğruyu söyleme yoludur.

Biz insanları makamına, parasına, çevresine göre tartmadık.
Hakka yakınlığına göre baktık.
Kalabalığa göre saf belirlemedik.
Vicdana göre durduk.

Çünkü biliriz ki;
adalet sadece dostuna sahip çıkmak değildir.
Asıl adalet, yanlış yapan dostun karşısında da doğrulabilmektir.

Bugün birçok insanın kaybettiği şey tam da budur:
Şerefli bir duruş…

Oysa omurgalı olmak; yalnız kaldığında bile doğru tarafta durabilmektir.
Hakikati savunurken alkış beklememektir.
Menfaat için eğilmemektir.
Kalabalığa rağmen vicdanını satmamaktır.

Ben artık şunu çok net görüyorum:
İnsanların gerçek karakteri, iyi gün sofralarında değil; çıkar çatışmalarında ortaya çıkıyor.
Kimisi üç kuruşluk menfaat uğruna yılların hukukunu satıyor,
kimisi güçlüye yanaşmak için kardeşini harcıyor,
kimisi de her şeyi bildiği halde susarak kötülüğün ortağı oluyor.

Ama unutulan bir şey var:
Kul hakkı sadece cebinden almak değildir.
İtibar çalmak da kul hakkıdır.
İnsanı yalnızlaştırmak da kul hakkıdır.
Haksızlığı bile bile desteklemek de kul hakkıdır.

Ve insan, bazen söylediği sözlerin değil; sustuğu hakikatin altında ezilir.

Bizim için ölçü nettir:
Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilmek…
Kim yaparsa yapsın adil kalabilmek…
Ve hiçbir menfaat uğruna şahsiyetimizi kirletmemek…

Çünkü gün gelir herkes unutur;
ama insan en çok aynaya baktığında kendinden utanır.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim

Yorum Gönder

Yorumlar