Kurban Bayramı ve Diyarbakır’ın Kadim Kardeşliği
Bayramlar, bu toprakların en güçlü mayasıdır. Özellikle Diyarbakır gibi kadim şehirlerde bayram; sadece bir dini vecibenin yerine getirildiği gün değil, aynı zamanda gönüllerin birleştiği, kırgınlıkların unutulduğu ve kardeşliğin yeniden filizlendiği özel zamanlardır.
Sur’un dar sokaklarında yükselen bayram sabahı sesleri, ulu camilerden yankılanan tekbirler, çocukların heyecanı ve kapı kapı dolaşan bayramlaşmalar… İşte Diyarbakır’ın ruhunu yaşatan en güzel manzaralar bunlardır.
Kurban Bayramı’nın en büyük anlamı paylaşmaktır. Bu şehirde yıllardır sofralar bölüşülmüş, komşunun derdi kendi derdi bilinmiş, ihtiyaç sahibi hiçbir zaman yalnız bırakılmamıştır. Çünkü Diyarbakır’ın kültüründe dayanışma vardır, vefa vardır, insanı insan olduğu için sahiplenmek vardır.
Bugün modern hayatın getirdiği yalnızlık, insanların birbirinden uzaklaşmasına neden olsa da bayramlar hâlâ bizleri aynı sofrada buluşturmayı başarabiliyor. Bir kapının çalınması, büyüklerin ziyaret edilmesi, uzak kalan akrabaların aranması bile aslında toplumsal bağlarımızı güçlendiren büyük değerlerdir.
Kurban sadece paylaşılacak bir nimet değil; aynı zamanda fedakârlığın, teslimiyetin ve vicdanın sembolüdür. Gerçek bayram ise ihtiyaç sahibinin yüzündeki tebessümde, bir çocuğun sevincinde ve edilen samimi dualarda gizlidir.
Diyarbakır tarih boyunca farklı kültürlerin, dillerin ve gönüllerin bir arada yaşadığı büyük bir medeniyet şehri olmuştur. Bugün de bu kadim kardeşlik ruhunu korumak hepimizin ortak sorumluluğudur. Bayramlar ise bu birlik ruhunu diri tutan en önemli değerlerimizden biridir.
Temennimiz odur ki bu Kurban Bayramı; Diyarbakır’ımıza huzur, bölgemize kardeşlik, ülkemize birlik ve beraberlik getirsin. Sofralarımız bereketle, gönüllerimiz muhabbetle dolsun.
Çünkü bayram; aynı duada buluşabilmektir.
Yorumlar