1986 yılında Diyarbakır'da doğdu. İlköğrenimini Şehit Namık Tümer İlköğretim Okulu'nda, ortaöğrenimini ise Şehitlik Lisesi'nde tamamladı.
Yükseköğrenim hayatı boyunca farklı disiplinlerde eğitim alarak akademik gelişimini sürdürdü. 2017 yılında Mersin Üniversitesi İşletme Bölümü'nden, 2018 yılında Atatürk Üniversitesi Adalet Programı'ndan, 2020 yılında Atatürk Üniversitesi Acil Durum ve Afet Yönetimi Programı'ndan ve Anadolu Üniversitesi Bilişim Sistemleri Bölümü'nden, 2022 yılında Anadolu Üniversitesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümü'nden, 2023 yılında ise Atatürk Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı Programı'ndan mezun oldu. Ayrıca 2021 yılında Dicle Üniversitesi'nde Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmenliği alanında Pedagojik Formasyon Eğitimini tamamladı.
Çalışma hayatına 2007 yılında Fizyonet Bilişim Sistemleri'nde başladı. Bilişim teknolojileri alanındaki deneyimini 2012 yılında Ay Yapım bünyesinde yazılım geliştirme ve içerik yönetimi görevleriyle sürdürdü. Kamu görevine 2016 yılında Marmaris İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü'ne atanarak başladı. 2018 yılında Diyarbakır'a atanmasının ardından Kayapınar Pirinçlik Anadolu Lisesi'nde Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Öğretmeni olarak görev yapmaya başladı ve halen bu görevini sürdürmektedir.
Sendikal faaliyetlerde de aktif rol alan Ümit KURT, 2018 yılından itibaren üyesi olduğu Tüm Eğitim Çalışanları Sendikası'nda (TEÇ-SEN) 2020 yılında İl Başkan Yardımcılığı görevine atanmıştır. 2024 yılında İl Başkanlığı görevine getirilen KURT, sendikal çalışmalarını bu görev kapsamında sürdürmektedir.
Akademik çalışmaları kapsamında, International Journal of Social and Humanities Sciences Research Dergisi'nde yayımlanan “Bor Madenleri Nedir? Nerelerde Kullanılır? Türkiye Ekonomisine Etkileri ve Dünyadaki Yeri (What Are Boron Mines? Where to Use? Impacts on the Turkish Economy and the Place in the World)” başlıklı makalenin yazarıdır.
Bilimsel etkinliklerde de yer alan KURT, Dicle Üniversitesi'nin ev sahipliğini yaptığı Edu Congress 2024 kapsamında sunulan “Okul Yöneticilerinin Mobbinge Maruz Kalma Düzeyleri ile Mesleki Profesyonellikleri Arasındaki İlişkide Öz Yeterlilik Algılarının Aracı Rolü” başlıklı bildiride araştırmacı ve imza sahibi olarak katkı sunmuştur.
Ayrıca, Kamu Birliği Konfederasyonu (günümüzde Devlet Memurları Konfederasyonu) tarafından düzenlenen “Kamu Hizmetlerinde Mobbing ve İşyeri Şiddeti ile Etkin Mücadele” Panel ve Çalıştayı'nda raportör olarak görev almıştır.
Evli ve iki çocuk babası olan Ümit KURT, eğitim, bilişim teknolojileri, sendikal çalışmalar ve kamu yönetimi alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.

Bir zamanlar aynı dağın eteklerinde yaşayan iki köy varmış. Bu köylerin insanları yıllarca aynı pınardan su içmiş, aynı tarlalarda çalışmış, aynı düğünlerde halay çekmişler.
Bir kış günü köyün ileri gelenleri arasında bir anlaşmazlık çıkmış. Kimin haklı, kimin haksız olduğu konusunda herkes farklı düşünmeye başlamış. Önceleri fısıltıyla konuşulan mesele zamanla tarafların oluşmasına neden olmuş. Bir grup bir tarafa, diğer grup öbür tarafa geçmiş.
Kış sert geçtikçe sözler de sertleşmiş. Dün aynı sofrada oturanlar birbirlerine selam vermez olmuş. Hatta bazıları, yılların dostluğunu bir tartışmanın gölgesinde bırakıp karşısındakini tamamen yanlış ilan etmeye başlamış.
Derken aylar geçmiş. Karlar erimeye, yollar açılmaya başlamış. Baharın ilk günlerinde köyün yaşlı bilgesi herkesi meydanda toplamış ve şöyle demiş:
“Kar yağarken herkes karşısındakini uzaktan görür. Çünkü aradaki beyazlık görüşü azaltır. Ama bahar geldiğinde mesafeler kısalır, yüzler yeniden seçilir. Bugün düşman gördüğünüz insan, yarın aynı sofraya oturacağınız dostunuz olabilir.”
O gün kimse cevap vermemiş. Ancak zaman bilgenin sözlerini doğrulamış. Bir süre sonra kırgınlıklar azalmış, insanlar yeniden konuşmaya başlamış. Dün birbirini eleştirenler aynı amaç için omuz omuza vermiş. Dün taraf olanlar, bugün ortada kalmış.
Çünkü kurumlar ve davalar kişilerden büyüktür. İnsanlar gelir, görevler değişir, makamlar el değiştirir. Kalıcı olan; geride bırakılan kırgınlıklar değil, kurulan gönül köprüleridir.
Hayat bize defalarca göstermiştir ki öfkeyle kurulan cepheler uzun ömürlü olmaz. Bugün alkışlanan sert tavırlar, yarın pişmanlıkla hatırlanabilir. Oysa gönül almak, teşekkür etmek, emek verenlere vefa göstermek her zaman kazandırır.
Bir yarım elma bazen yıllarca süren kırgınlığı bitirebilir. Bir samimi teşekkür, onlarca tartışmadan daha etkili olabilir. Çünkü insanlar çoğu zaman haklı çıkmayı değil, değer gördüklerini hissetmeyi isterler.
Kışın taraf olmak kolaydır. Zor olan, bahar geldiğinde yüz yüze bakabilmektir. Bu nedenle kişiler üzerinden cepheler kurmak yerine, kurumların geleceğini ve insan ilişkilerinin kıymetini düşünmek gerekir.
Unutulmamalıdır ki buzlar eridiğinde, dün birbirine karşı saf tutanlar değil; köprü kurabilenler hatırlanacaktır.
Bugün yapılması gereken de tam olarak budur. Kırgınlıkların büyümesini seyretmek yerine, tarafların üzerinde uzlaşabileceği, sözüne itibar edilen, geçmişte emek vermiş akil insanların devreye girmesine fırsat tanınmalıdır. Çünkü bazı meseleler haklılık yarışıyla değil, sağduyu ve istişare ile çözülebilir.
Her kurum zaman zaman görüş ayrılıkları yaşayabilir. Önemli olan bu ayrılıkların kalıcı kırılmalara dönüşmesine izin vermemektir. Bir telefon görüşmesi, samimi bir ziyaret ya da iyi niyetle kurulacak bir diyalog masası, bugün aşılmaz görünen birçok sorunun çözümüne kapı aralayabilir.
Temennimiz; duyguların değil aklın, kırgınlıkların değil vefanın, ayrışmanın değil birlik ruhunun hâkim olmasıdır. Dün aynı ideal uğruna mücadele eden insanların yarın yeniden aynı hedefler etrafında buluşabilmesi için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekir.
Çünkü gerçek liderlik, insanların arkasından konuşulan dönemlerde değil; kırılan gönüllerin onarıldığı, buzların eritildiği ve insanların yeniden aynı masada buluşturulabildiği zaman ortaya çıkar. Kurumları büyüten şey çatışmalar değil, çatışmaları yönetebilme olgunluğudur. Bu olgunluğun gösterileceği günlerin yakın olduğuna inanıyor; gönüllerin yeniden birleşeceği, dostlukların tazeleneceği ve ortak hedeflerin kişisel kırgınlıkların önüne geçeceği bir geleceği umut ediyoruz.
Yorumlar