
Bizler bedel öderken; ellerini ovuşturanlar, gözlerini kapayanlar…
“En iyi Kürt ölü Kürt” diyenler, türküye “Türk’ündür” diyenler…
Köylerimizi yakanlar, zorla göçe zorlayanlar, dilimizi yasaklayanlar…
Cezaevlerinde insanlık dışı işkenceler yapanlar…
Her sabah çocuklarımıza zorla andımızı okutanlar, dağımıza taşımıza ırkçılığı yazanlar…
Müzik yapmamamızı, şiir yazmamızı hazmedemeyenler…
Cezaevlerinde bir anneyle oğlunun Kürtçe konuşmasına bile tahammül edemeyenler…
Kimlerdi?
Unutanlara hatırlatayım o zaman:
Kafatasçı milliyetçiler, kökten Kemalistler, ulusalcı komünistler…
Çağdaş ateistler, yobaz akademisyenler, dinsiz cemaatçiler…
Orduya sinmiş FETÖ kafalılar, rüzgâra göre yön değiştiren sanatçılar…
İhale hırsızları, rantçı vampirler…
Hatırladınız değil mi o günleri?
Köylüleri çıplak meydanda toplayanlar…
Cezaevinde pislik yedirenler…
Öldürülen Kürtlerin parmağını kesip hatıra diye saklayanlar…
Dersim’in katilleri, Şeyh Said’in cellatları…
Zilan’ın vampirleri, Madımak’ın zebanileri, Başbağlar’ın canileri…
Kimlerdi? Müslüman muhafazakâr halk mı?
Sadece inanmış muhafazakâr milli olan, Kürt-Türk kardeşliğine sonuna kadar inanan kesim miydi?
Bugün düşman olduğunuz kesim, o olaylara karşıydı.
Onlara “gerici, yobaz, irticacı, mürteci” dediniz.
Yıllarca aynı yoldan geçtiler.
Siz cezaevlerinde kaç tane suçsuz Müslümanın olduğunu biliyor musunuz?
Hâlâ kaç tane genç kızımızın başörtüsü yüzünden ne çileler çektiğini, geleceklerinin karardığını…
Bir iktidar geldi 2002’de.
Barış dedi, kardeşlik dedi, eşitlik dedi.
“Minareden düşenin halinden minareden düşen anlar” dedi.
Ve o güne kadar insan haklarına ne aykırıysa düzeltti, bir süreç başlattı.
Başına gelmeyen kalmadı…
Daha 3. yılında kapatmaya kalktılar.
E-muhtıra verdiler, tehdit ettiler, her türlü şerefsizliği yaptılar.
Barış sürecini onlarca defa sabote ettiler.
Hükümet dayandı, sabır etti.
Onlarca defa hükümeti düşürmeye kalktılar; yalan haberlerle, iftiralarla, en aşağılık kumpaslarla…
Her yolu denediler…
Ordunun içine fitne soktular, hükümete mal ettiler.
Günahsız insanları bombalarla parçaladılar, hükümete mal ettiler.
Her bombadan üç dakika sonra “katil Erdoğan” diye yürüyüşler yaptılar.
Gezi’yi hatırlayın, 7-8 Ekim olaylarını hatırlayın…
Bu milleti birbirine kırdırmak için her yolu denediler.
Kürdü Türke, Aleviyi Sünniye düşürmeye kalktılar.
Tutmadı, olmadı, yemedi.
Kürt, Türk, Alevi halkı buna izin vermedi.
En son 15 Temmuz’u yaptılar.
241 şehit, binlerce yaralı gazi verildi.
Ülke son anda facianın eşiğinden döndü.
Şimdi nasıl oluyor da her şey ayan beyan ortaya dökülmüşken,
kendi katillerini savunuyorlar?
Bu kadar kör, sağır olamazsınız.
Bu kadar vicdansız olamazsınız.
Bu insan fıtratına aykırıdır.
Cumhuriyet ne zaman bizi savundu?
Hürriyet ne zaman bizi savundu?
Ahmet Kaya’ya kim “şerefsiz” dedi?
Şivan’ı kim bu ülkeye sokmadı?
Barzani ile dalga kimler geçiyordu?
Yok, o kadarlık da değil…
Kimse kusura bakmasın.
Bu ülkede Kürtlerin ve Müslümanların düşmanları bellidir.
Kendilerini de hiç gizlemiyorlar.
Ve hâlâ peşlerinden gidiyorsanız, artık siz biliyorsunuz.
Şimdi yeni bir süreç başladı, çok güzel de gidiyor.
Artık ikinci bir hüsran yaşamak istemiyoruz.
Hataları sorgulamaya evet, yanlışları düzeltmeye evet,
özür dilemeye, helalleşmeye evet…
Ama ihanete, işbirlikçiliğe, vatan millet düşmanlığına
bu millet taviz vermez.
Gerekirse 15 Temmuz’da olduğu gibi; kadın, çocuk, erkek, genç, yaşlı çıkar meydanlara, ölür…
Kıyamet günü de zalimlerle hesaplaşır.
Yorumlar