Yasin GÜLER - Yerli Ve Milli Hava Savunma Sistemlerindeki Gelişmeler Bölgesel Dengeleri Yeniden Şekillendirirken, Türkiye'nin Ege Ve Çevresindeki Caydırıcılık Kapasitesi Uluslararası Gündemde Yakından Takip Ediliyor
Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayisinde attığı adımlar, hava savunma alanında da yeni bir dönemin kapısını araladı. Özellikle SİPER hava savunma sistemi başta olmak üzere geliştirilen yerli ve milli projeler, Türkiye'nin hava sahası güvenliğini güçlendirirken bölgesel dengeler üzerinde de etkisini hissettirmeye başladı.
Savunma uzmanlarının değerlendirmelerine göre, SİPER Blok-2 sistemiyle birlikte Türkiye'nin uzun menzilli hava savunma kapasitesi önemli ölçüde artırıldı. Çelik Kubbe konsepti kapsamında geliştirilen katmanlı savunma sistemi, farklı füze ve radar unsurlarının entegre çalışmasıyla geniş bir güvenlik ağı oluşturuyor.
Programda yapılan değerlendirmelerde, Türkiye'nin yalnızca bir füze üretmediği, aynı zamanda radar, komuta-kontrol, enerji ve lançer sistemlerinden oluşan kapsamlı bir savunma altyapısı inşa ettiği vurgulandı. Uzmanlar, yerli imkanlarla geliştirilen sistemlerin menzil ve teknoloji bakımından sürekli geliştirildiğini belirterek, Türkiye'nin hava savunmasında kritik bir eşiği geride bıraktığına dikkat çekti.
Öte yandan NATO'nun daimi savunma planı kapsamında İtalya'ya ait SAMP/T hava savunma sisteminin Konya'daki 3'üncü Ana Jet Üs Komutanlığı'na konuşlandırıldığı açıklandı. Uzmanlar, bu konuşlandırmanın NATO unsurlarının korunmasına yönelik olduğunu, Türkiye'nin ise kendi geliştirdiği sistemlerle hava savunma kapasitesini önemli ölçüde artırdığını ifade etti.
Savunma alanındaki gelişmelerin Yunanistan başta olmak üzere bölgedeki ülkelerde yakından takip edildiği belirtilirken, Türkiye'nin yerli savaş uçağı, balistik füze projeleri ve hava savunma sistemleriyle birlikte caydırıcılık gücünü her geçen gün artırdığı değerlendiriliyor.
Uzmanlar, Türkiye'nin son 15 yılda savunma sanayisinde önemli bir dönüşüm gerçekleştirdiğini belirterek, yerli piyade tüfeğinden 5'inci nesil savaş uçağına ve uzun menzilli hava savunma sistemlerine uzanan sürecin ülkenin savunma kapasitesinde tarihi bir değişime işaret ettiğini vurguluyor.
Yorumlar