Faruk Yarış - Diyarbakır’da hukukçu, siyasetçi ve iş insanı Enes Akdemir, DiyarOnline İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Yasin Güler’in sorularını yanıtladı. TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”u değerlendiren Akdemir; Türkiye’nin yaklaşık yarım asırdır yaşadığı terör sorunundan toplumsal bütünleşmeye, Diyarbakır’ın bölgesel rolünden ekonomik kalkınma ve turizme, Kürtçe ana dilde eğitim tartışmasından Doğu-Batı kardeşliğine kadar birçok başlıkta dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. Akdemir, “Bu süreci bir ülke olarak sahiplenmek zorundayız” dedi.
Haber: Faruk Yarış | DiyarOnline Haber Müdürü
Türkiye’nin uzun yıllardır gündeminde bulunan terör, güvenlik, toplumsal bütünleşme ve demokratikleşme başlıklarında yeni bir dönemin kapısını aralayan yasal düzenleme, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı.
Düzenlemenin ardından gözler, özellikle geçmişte terör olaylarından ağır şekilde etkilenen illerden biri olan Diyarbakır’a çevrildi.
DiyarOnline İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Yasin Güler, düzenlemenin Diyarbakır ve Türkiye açısından anlamını; hukukçu, siyasetçi ve iş insanı Enes Akdemir ile kapsamlı bir röportajda ele aldı.
Toplumsal çalışmalarda aktif olarak yer alan Akdemir, kendisini tanıtırken Diyarbakırlı olduğunu, hukukçu ve sivil toplum gönüllüsü kimliğiyle toplumsal meselelerde çalışmalar yürüttüğünü belirtti. Akdemir, özellikle uzlaştırma ve toplumsal mutabakat alanlarında hem yerel hem de ülke genelindeki çalışmalara gönüllü olarak katkı sunduğunu ifade etti.
Yasin Güler:
TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan “Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun”u genel anlamda nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce bu düzenleme Türkiye açısından tarihi bir dönüm noktası mı? Özellikle Diyarbakır gibi terörle yıllarca anılan bir coğrafyada bu yasa ne ifade ediyor?
Enes Akdemir:
Akdemir, Türkiye’nin uzun yıllardır terör ve güvenlik problemiyle karşı karşıya olduğunu belirterek, sorunun ülkenin yaklaşık 50 yıllık dönemini etkilediğini ifade etti.
Geçmişte de sorunun çözümüne yönelik çeşitli girişimlerde bulunulduğunu hatırlatan Akdemir, bu girişimlerin çeşitli iç ve dış müdahaleler nedeniyle sonuçlanamadığını belirterek, “Bu sorun Türkiye'nin yaklaşık olarak 50 yılına neredeyse yaklaştığı bir zaman dilimini maalesef meşgul eden bir konuydu” dedi.
Son dönemde yeni bir sürecin başlatıldığını belirten Akdemir, bu süreçte MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın koordinasyonuna dikkat çekti.
Akdemir, TBMM’de atılan adımların Türkiye’nin geleceği açısından önemli olduğunu belirterek, “Ülkenin geleceğine yön verebilmek adına bugünden tarihi ve önemli adımların atılarak bu anlamda bu sorunun çözülmesine öncülük edilmiştir” ifadelerini kullandı.
Akdemir, TBMM’de kurulan komisyonun çalışmalarına da dikkat çekti.
Komisyonda siyasi partilerin büyük bölümünün yer aldığını belirten Akdemir, farklı kesimlerin görüşlerinin alınmasının önemli olduğunu söyledi. Sivil toplum kuruluşları, aktivistler ve gönüllülerin de süreç kapsamında dinlendiğini ifade eden Akdemir, komisyon çalışmalarının ardından yasal düzenleme aşamasına geçildiğini belirtti.
TBMM’deki oy dağılımına ilişkin değerlendirmesinde ise Akdemir, 468 milletvekilinin sürecin önünü açan adımı desteklediğini ifade etti.
Bu desteği Türkiye’nin geleceği açısından önemli bir siyasi irade olarak değerlendiren Akdemir, farklı siyasi görüşlerin bulunduğu bir ortamda ortak bir noktada buluşulmasının önemine vurgu yaptı.
Akdemir’e göre asıl hedef, sadece bir yasal düzenlemenin hayata geçirilmesi değil; Türkiye’de insanların birbirine daha fazla güvenebildiği, annelerin evlat acısı yaşamadığı ve toplumun farklı kesimlerinin ortak bir gelecek etrafında buluşabildiği bir ortamın oluşturulması.
Akdemir, “Artık diğer komşunun diğer komşuya öbür gözle bakmaması için ve bundan sonrası için tek bir annemizin, annenin bu anlamda evladının yasını tutmaması için bu manada önemli bir adımdı” ifadelerini kullandı.
Yasin Güler:
Devletin yanı sıra toplumun kanaat önderlerinin, siyasi partilerin ve sivil toplum kuruluşlarının bu süreçte nasıl bir sorumluluk üstlenmesi gerekiyor?
Enes Akdemir:
Akdemir, sürecin toplum tarafından doğru anlaşılması ve doğru anlatılması gerektiğini söyledi.
Sadece “bir sorun çözüldü” yaklaşımının yeterli olmayacağını belirten Akdemir, bu sürecin Türkiye’ye kazandıracağı ekonomik, sosyal ve siyasi sonuçların da topluma anlatılması gerektiğini ifade etti.
Akdemir, “Olaya sadece bir silahlı örgütün silahlarını bırakması meselesi olarak bakamayız” diyerek, meselenin arka planında bulunan bölgesel ve uluslararası dinamiklerin de doğru değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin jeopolitik konumuna dikkat çeken Akdemir, ülkenin bulunduğu coğrafyada iç sorunların çözülmesinin ve toplumsal bütünlüğün güçlendirilmesinin stratejik önem taşıdığını ifade etti.
Akdemir, farklı toplumsal ve siyasi kesimlerin ortak bir gelecek fikri etrafında buluşması gerektiğini belirterek, “Bu cesur adımların desteklenmesi, anlatılması ve sahiplenilmesi gerekiyor” dedi.
Röportajın en dikkat çekici bölümlerinden biri Diyarbakır’ın süreçteki rolü oldu.
Yasin Güler:
Diyarbakır’da vatandaşların bu süreçten beklentisi nedir? Yeni yasal düzenlemenin insanların günlük hayatına, ekonomiye, sosyal yaşama ve geleceğe bakışına nasıl bir etkisi olmasını bekliyorsunuz?
Enes Akdemir:
Akdemir, Diyarbakır’ın etkisinin yalnızca kentin idari sınırlarıyla değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.
Diyarbakır’ın bölgesel anlamda önemli bir merkez olduğunu ifade eden Akdemir, kentin Irak Kürdistan Bölgesi, Suriye ve daha geniş anlamda bölge coğrafyası üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Akdemir, “Diyarbakır’ın etkisi aslında Kürt coğrafyasının tamamında etkileyici bir yerde” ifadelerini kullanarak, bu nedenle kentte atılacak adımların yalnızca Diyarbakır’ı değil, çevresindeki geniş coğrafyayı da etkileyebileceğini söyledi.
Akdemir, yeni dönemin Diyarbakır açısından yalnızca siyasi sonuçlar doğurmayacağını, ekonomik ve sosyal alanda da önemli fırsatlar oluşturabileceğini ifade etti.
Özellikle turizm potansiyeline dikkat çeken Akdemir, güvenlik risklerinin azalmasının bölgeye yönelik turizm hareketliliğini ve yatırımları artırabileceğini belirtti.
Diyarbakır’ın tarihi, kültürel ve doğal zenginliklerinin daha geniş kitleler tarafından keşfedilebileceğini söyleyen Akdemir, “Artık sosyal riskler yok, terör riski yok. Bunların hepsini üst üste koyduğumuzda ciddi anlamda atılım olacağını düşünüyorum” dedi.
Akdemir’in değerlendirmesine göre, güvenlik ve toplumsal huzurun kalıcı hale gelmesi halinde Diyarbakır’ın turizmden kültüre, ticaretten yatırımlara kadar birçok alanda yeni bir döneme girmesi mümkün olabilir.
Akdemir, sürecin mevcut yasal düzenlemeyle sınırlı kalmayabileceği görüşünü de dile getirdi.
Öncelikli aşamanın silahların bırakılması ve güvenlik sorununun sona ermesi olduğunu ifade eden Akdemir, bunun ardından toplumun farklı kesimlerinin taleplerine ilişkin yeni yasal düzenlemelerin gündeme gelebileceğini söyledi.
Akdemir, “Bu yasanın dışında ben daha yeni başka yasaların da olacağını düşünüyorum. Eminim” ifadelerini kullandı.
Bu kapsamda özellikle Kürtçe ana dilde eğitim konusuna değinen Akdemir, Kürtçenin yalnızca seçmeli ders kapsamında değil, belirli koşullar altında eğitim dili olarak kullanılabilmesine ilişkin yasal düzenlemelerin ilerleyen süreçte tartışılabileceğini düşündüğünü söyledi.
Akdemir, “Kürtçe ana dilde eğitim gibi bir hakkın yasal çerçevede bu anlamda edinileceğini düşünüyorum” dedi.
Türkiye’de geçmiş yıllarda tartışmalı görülen bazı adımların zaman içerisinde normalleştiğini belirten Akdemir, TRT Kürdi’nin kuruluşunu örnek gösterdi.
TRT Kürdi’nin yayın hayatına başlamasının ilk dönemlerinde çeşitli tepkilerle karşılaştığını ifade eden Akdemir, buna rağmen kanalın yıllardır yayın hayatını sürdürdüğünü ve bunun Türkiye’de yaşanan değişimlerin örneklerinden biri olduğunu söyledi.
Akdemir, Türkiye’de zaman içerisinde önemli reformların gerçekleştirildiğini belirterek, toplumsal bütünleşme sürecinde de samimi ve kararlı adımların atılması gerektiğini vurguladı.
Akdemir, toplumsal bütünleşmenin yalnızca yasal düzenlemelerle sağlanamayacağını belirterek, Türkiye’nin farklı bölgelerindeki insanların birbirlerini daha yakından tanıması gerektiğini söyledi.
Bu noktada belediyelere ve sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düştüğünü ifade eden Akdemir, Doğu ile Batı arasında kültürel ve sosyal bağları güçlendirecek etkinliklerin artırılması gerektiğini dile getirdi.
Akdemir, “Doğu batı kardeşliğini, kuzey güney kardeşliğini ülkemiz içerisinde sağlayacak etkinlikler yapmamız lazım. Belediye bu anlamda ciddi adımlar atması lazım” ifadelerini kullandı.
Farklı bölgeler arasında karşılıklı ziyaretlerin artırılmasını öneren Akdemir, “Edirne’den Diyarbakır’a, Diyarbakır’dan Trakya’ya turlar düzenlenmesi lazım. Coğrafya birbirini tanıması lazım” dedi.
Akdemir’e göre insanların birbirini tanıması, toplumdaki önyargıların azalmasına ve ortak vatandaşlık bilincinin güçlenmesine katkı sağlayabilir.
Toplumsal bütünleşme konusunda yalnızca siyasi aktörlerin değil, toplumun tamamının sorumluluk alması gerektiğini belirten Akdemir, Türkiye’de farklılıkların bir zenginlik olarak görülmesi gerektiğini söyledi.
Akdemir, değerlendirmesinde, “Süreci bir ülke olarak sahiplenmek zorundayız” diyerek toplumsal mutabakatın güçlendirilmesinin önemine dikkat çekti.
Toplumun farklı kesimleri arasında samimi ilişkilerin kurulması gerektiğini ifade eden Akdemir, Türkiye’nin doğusu ve batısı arasında daha güçlü bir sosyal bağ kurulmasının kalıcı huzur açısından önemli olduğunu vurguladı.
Röportajın son bölümünde Yasin Güler’in, “Diyarbakır’dan Türkiye’ye bir mesaj vermek isteseydiniz ne söylerdiniz?” sorusunu yanıtlayan Akdemir, mesajını barış, huzur ve kardeşlik üzerine kurdu.
Akdemir, “Barış çok güzel, huzur çok güzel, kardeşlik çok güzeldir. Bunun tadını varalım. Biz bunun için mücadele edelim” ifadelerini kullandı.
Farklı düşüncelerin toplum hayatının doğal bir parçası olduğunu belirten Akdemir, insanların aynı düşünmek veya aynı şekilde bakmak zorunda olmadığını ancak ortak müştereklerde buluşulması gerektiğini söyledi.
Akdemir, “Hepimizin illa ortak gördüğü, illa ortak asgari düzeydeki müşterekler üzerinde birliktelik, o birlikteliği, ittifakı kurabilmemiz gerekiyor” dedi.
Akdemir, sözlerini Türkiye için huzur ve saadet temennisinde bulunarak tamamladı.
Enes Akdemir’in DiyarOnline’a yaptığı değerlendirmeler, yeni yasal düzenlemenin yalnızca güvenlik perspektifinden değil; toplumsal bütünleşme, hukuk, ekonomi, turizm, kültür, eğitim ve bölgesel ilişkiler açısından da değerlendirilmesi gerektiğine işaret ediyor.
Diyarbakır açısından ise en önemli beklentilerin başında güvenlik ve huzur ortamının kalıcı hale gelmesi, ekonomik yatırımların artması, turizm potansiyelinin daha etkin kullanılması ve toplumun farklı kesimleri arasındaki bağların güçlendirilmesi geliyor.
Akdemir’in değerlendirmeleri, özellikle Diyarbakır’ın bölgesel ağırlığına dikkat çekmesi bakımından da önem taşıyor. Kentin tarihsel, kültürel ve sosyal kapasitesinin güvenlik risklerinin azalmasıyla birlikte daha görünür hale gelebileceğini savunan Akdemir, yeni dönemde ekonomik ve kültürel yatırımların artabileceği görüşünde.
DiyarOnline olarak gerçekleştirdiğimiz bu özel röportajda Enes Akdemir; Türkiye’nin önündeki yeni döneme ilişkin değerlendirmelerini, Diyarbakır’ın bu süreçteki rolünü ve toplumsal barışın güçlendirilmesi için atılması gerektiğini düşündüğü adımları kapsamlı şekilde anlattı.
“Bu sorun Türkiye’nin yaklaşık 50 yılına yakın bir zaman dilimini meşgul eden bir konuydu.”
“Bu cesur adımların desteklenmesi, anlatılması ve sahiplenilmesi gerekiyor.”
“Diyarbakır’ın etkisi aslında Kürt coğrafyasının tamamında etkileyici bir yerde.”
“Bu yasanın dışında ben daha yeni başka yasaların da olacağını düşünüyorum.”
“Doğu batı kardeşliğini, kuzey güney kardeşliğini ülkemiz içerisinde sağlayacak etkinlikler yapmamız lazım.”
“Birlikte samimiyet, birlikte bereket, birlikte her zaman fazilet olduğuna inanıyorum.”
Haber: Faruk Yarış
Röportaj: Yasin Güler
Görev: DiyarOnline İmtiyaz Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni
Konuk: Av.Enes Akdemir | Hukukçu - Siyasetçi - İş İnsanı
Yayın: DiyarOnline Özel Röportajı
Yorumlar