Reyhan GÜLER - Diyarbakır son aylarda devletin üst düzey temsilcileri, bakanlar, milletvekilleri ve siyasi aktörlerin gerçekleştirdiği ziyaretlerle dikkat çekiyor. Terörsüz Türkiye süreci, bölgesel barış, kalkınma ve toplumsal bütünleşme başlıklarının öne çıktığı temaslarda vatandaşlar, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla doğrudan iletişim kurulması, kentte “Diyarbakır yalnız bırakılmıyor” algısını güçlendirdi.
Diyarbakır’da son dönemde yaşanan ziyaret ve temas trafiği, kentin Türkiye’nin yeni döneminde taşıdığı stratejik önemin yeniden gündeme gelmesine neden oldu.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Adalet Bakanı Akın Gürlek ve son olarak Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Diyarbakır temasları, yalnızca resmi makam ziyaretleriyle sınırlı kalmadı. Bakanların kentte vatandaşlarla, esnafla, teşkilat mensuplarıyla, kanaat önderleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir araya gelmesi dikkat çekti.
Bu temaslarda güvenlik ve kamu hizmetlerinin yanı sıra “Terörsüz Türkiye”, toplumsal huzur, kardeşlik, demokrasi, hukuk, bölgesel kalkınma ve ekonomik potansiyelin değerlendirilmesi gibi başlıklar öne çıktı.

Ağustos ayında Diyarbakır’a gelen İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, kentte gerçekleştirdiği temaslarda güvenlik başta olmak üzere çeşitli konularda değerlendirmelerde bulunurken, “Terörsüz Türkiye” dönemine güçlü destek verileceği mesajını verdi. Çiftçi’nin ziyaret programında Valilik, il başkanlıkları, güvenlik birimleri ve farklı temas noktaları yer aldı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’in Diyarbakır programı ise özellikle kanaat önderleriyle gerçekleştirilen buluşma nedeniyle dikkat çekti. Gürlek, terörün bölgenin en önemli sorunlarından biri olduğunu belirterek, terörün sona ermesiyle Diyarbakır’ın demokrasi, hukuk ve kalkınma alanlarında önünün açılacağı yönünde mesaj verdi.
Gürlek’in Diyarbakır temaslarında yeni adliye sarayı ve kentin adalet altyapısının güçlendirilmesi de gündeme geldi. Bakanlık tarafından yapılan açıklamalarda Diyarbakır’ın adalet hizmetleri bakımından daha güçlü bir altyapıya kavuşturulmasının hedeflendiği belirtildi.

Son olarak Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın 11 Eylül’de Diyarbakır’a gerçekleştirdiği ziyaret, kentteki temas trafiğinin en önemli başlıklarından biri oldu.
Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında Diyarbakır’a gelen Fidan; tarihi Ulu Cami’de cuma namazının ardından esnaf ve vatandaşlarla bir araya geldi, Valilik ziyaretinde bulundu ve AK Parti İl Başkanlığı’nda düzenlenen programda kentteki siyasi ve toplumsal gündeme ilişkin değerlendirmeler yaptı.
Fidan’ın özellikle terör meselesinin sona ermesi halinde bölgenin ekonomik ve sosyal kapasitesinin çok daha ileri bir noktaya taşınabileceğine ilişkin mesajları dikkat çekti.
Dışişleri Bakanı Fidan, Diyarbakır’daki temaslarının ardından yaptığı değerlendirmede vatandaşlar, teşkilat, sivil toplum kuruluşları ve kanaat önderleriyle siyaset, ekonomi, bölgesel ve uluslararası meseleler üzerine görüş alışverişinde bulunulduğunu belirtti.
Fidan ayrıca Suriye ve Irak’ta huzurun sağlanmasının bölgedeki halkların ve devletlerin barış, huzur ve kalkınma içerisinde ilerlemesine katkı sağlayacağını ifade etti.

Diyarbakır’daki son temasların kapsamı yalnızca kent merkeziyle de sınırlı kalmadı.
Türkiye Yüzyılı Buluşmaları kapsamında Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yanı sıra milletvekilleri ve MKYK üyelerinden oluşan geniş bir heyetin Diyarbakır’ın 17 ilçesinde eş zamanlı saha çalışmaları yürüttüğü bildirildi.
Heyet içerisinde AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek ve Gaziantep Milletvekili Bünyamin Bozgeyik’in de bulunduğu, toplam 17 milletvekili ile MKYK üyelerinin teşkilatlar, vatandaşlar ve farklı kesimlerle bir araya geldiği aktarıldı.
Bu tablo, Diyarbakır’ın yalnızca dönemsel olarak ziyaret edilen bir şehir olmaktan çıkarılarak, siyasi ve idari karar alma mekanizmalarının sahadaki temas noktalarından biri haline getirilmeye çalışıldığı şeklinde değerlendiriliyor.
Kentteki siyasi ve sosyal çevrelerde son dönemdeki ziyaretlerin en önemli sonuçlarından birinin vatandaşın kendisini daha fazla muhatap alınmış hissetmesi olduğu değerlendiriliyor.
Bakanların ve milletvekillerinin yalnızca protokol görüşmeleri gerçekleştirmemesi, esnaf ziyaretleri yapması, vatandaşlarla sohbet etmesi, kanaat önderleri ve STK temsilcilerinin görüşlerini dinlemesi, siyasetin sahadaki karşılığını güçlendiren unsurlar arasında gösteriliyor.
Diyarbakır gibi tarihsel, kültürel ve toplumsal açıdan son derece güçlü bir şehirde, farklı kesimlerin aynı masa etrafında buluşabilmesinin, yeni dönemin toplumsal atmosferi açısından önemli olduğu belirtiliyor.
Bu nedenle son dönemdeki ziyaretler, kentte yalnızca siyasi bir hareketlilik olarak değil, aynı zamanda devlet ile toplum arasındaki iletişimin güçlendirilmesi bakımından da değerlendiriliyor.
Diyarbakır’ın, Terörsüz Türkiye hedefi bakımından sembolik ve stratejik bir konuma sahip olduğu değerlendiriliyor.
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik de ağustos ayında yaptığı açıklamalarda Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da sürecin başlamasıyla birlikte önemli bir beklenti oluştuğunu, bölgede sürecin sakin biçimde yönetildiğini ve Türkiye’nin bütün bölgelerinde huzurun hakim olması gerektiğini vurgulamıştı.
Bu yaklaşımın Diyarbakır’daki saha çalışmalarıyla desteklenmesi, Ankara ile bölge arasındaki iletişim kanallarının açık tutulduğu mesajını veriyor.
Özellikle farklı siyasi görüşlere, toplumsal kesimlere ve sivil toplum yapılarına ulaşılması, yeni dönemin yalnızca güvenlik perspektifinden değil, toplumsal bütünleşme ve kalkınma perspektifinden de ele alınmak istendiğini gösteriyor.
Öte yandan kentte oluşan olumlu atmosferin gölgelenmemesi gerektiğine ilişkin değerlendirmeler de dikkat çekiyor.
İsimsiz veya kimliği belirsiz sosyal medya hesapları üzerinden zaman zaman bazı olayların bağlamından koparılarak farklı şekilde yorumlandığı, münferit gelişmelerin genel tabloyu yansıtan olaylarmış gibi sunulduğu görülüyor.
Bu tür paylaşımların, toplumdaki güven ve normalleşme duygusunu zedeleme riski taşıdığı değerlendiriliyor.
Bu nedenle Diyarbakır’da oluşan yeni toplumsal atmosfer açısından en önemli başlıklardan birinin de bilgi kirliliğine karşı sağduyulu hareket edilmesi olduğu belirtiliyor. Kentin geleceğini ilgilendiren konularda doğrulanmamış iddialar yerine resmi açıklamaların, güvenilir kaynakların ve doğrudan sahadaki gözlemlerin esas alınması önem taşıyor.

Bu atmosfer içerisinde dikkat çeken bir diğer gelişme ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Necmeddin Bilal Erdoğan’ın Diyarbakır’a gerçekleştirmesi beklenen ziyaret.
Bilal Erdoğan’ın son dönemde sivil toplum, eğitim, gençlik ve kültür alanlarında yürüttüğü çalışmalarla kamuoyunda görünürlüğünün arttığı biliniyor. Dünya Etnospor Konfederasyonu ve eğitim alanındaki çalışmalarıyla farklı şehirlerde sivil toplum kuruluşları ve gençlerle temaslarda bulunan Erdoğan’ın Diyarbakır’a yönelik olası ziyareti de kentte şimdiden ilgi oluşturmuş durumda.
Ziyaretin gerçekleşmesi halinde Diyarbakır’ın gençlik, eğitim, kültür, spor ve sivil toplum alanındaki potansiyelinin değerlendirilmesi açısından yeni temasların kurulabileceği değerlendiriliyor.
Özellikle Diyarbakır gibi genç nüfusu ve güçlü sivil toplum dinamikleri bulunan bir şehirde, eğitim, kültür, spor ve gençlik merkezli projelerin artırılması, kentin sosyal kalkınmasına katkı sağlayabilecek başlıklar arasında görülüyor.
Son aylardaki tabloya bakıldığında Diyarbakır’da siyasi ve idari temasların yoğunlaştığı görülüyor.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’den Adalet Bakanı Akın Gürlek’e, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak’tan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a kadar farklı bakanlıkların temsilcilerinin kente gelmesi; milletvekilleri ve MKYK üyelerinin ilçelerde saha çalışmaları yürütmesi, Diyarbakır’ın merkezi yönetimle kurduğu temasın genişlediğine işaret ediyor.
Bu temasların ortak noktasında ise güvenlikten kalkınmaya, hukuktan diplomasiye, gençlikten sivil topluma kadar geniş bir gündem bulunuyor.
Diyarbakır kamuoyunda oluşan genel beklenti ise bu temasların kalıcı yatırımlara, istihdama, sosyal projelere, kültürel çalışmalara ve huzur ortamının güçlendirilmesine dönüşmesi.
Kentteki dinamiklerin önemli bir bölümünün de yeni dönemi çatışma ve gerilim yerine diyalog, istişare, yatırım, kalkınma ve toplumsal huzur ekseninde değerlendirdiği görülüyor.
Diyarbakır’ın önünde yeni bir dönem bulunuyor. Ankara ile kurulan doğrudan temasların artması ve devletin farklı kademelerinin kente yönelik ilgisinin sürmesi halinde, bunun yalnızca siyasi bir hareketlilik olarak değil, Diyarbakır’ın ekonomik, sosyal ve kültürel potansiyelinin daha güçlü biçimde değerlendirilmesinin de önünü açabilecek bir süreç olması bekleniyor.
Yorumlar