Reklam
Reklam

Alaattin Parlak: “Nefret, Kin ve Irkçılık, Terörsüz Türkiye Sürecinin En Tehlikeli İç Tehdididir”

Reyhan GÜLER - AK Parti 6. ve 7. Dönem MKYK Üyesi Alaattin Parlak, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin kaleme aldığı değerlendirmede, sürecin yalnızca silahların bırakılması veya yasal düzenlemelerle sınırlı olmadığını belirterek, toplumsal zihniyet dönüşümünün önemine dikkat çekti. Parlak, nefret, kin ve ırkçı söylemlerin sürecin önündeki en büyük tehditlerden olduğunu ifade etti.

Yayınlanma Tarihi : Google News
Alaattin Parlak: “Nefret, Kin ve Irkçılık, Terörsüz Türkiye Sürecinin En Tehlikeli İç Tehdididir”
Advert

AK Parti 6. ve 7. Dönem MKYK Üyesi Alaattin Parlak, “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaştı. Sürecin yalnızca bir yasa metni ya da silah bırakma töreninden ibaret olmadığını belirten Parlak, kalıcı barışın sağlanabilmesi için toplumun duygu ve düşünce dünyasında da dönüşüm yaşanması gerektiğini vurguladı.

Parlak, onlarca yıldır toplumda biriken korku, düşmanlık ve ayrışmaların ortadan kaldırılmasının sürecin en önemli aşamalarından biri olduğunu ifade etti.

“Asıl mesele zihniyet dönüşümüdür”

Terörsüz Türkiye sürecinin silahların susması ve yasal düzenlemelerin tamamlanmasıyla sınırlı tutulmaması gerektiğini belirten Parlak, asıl başarının toplumun zihninde ve duygularında gerçekleşecek dönüşüme bağlı olduğunu söyledi.

Parlak, nefret dili, kin ve ırkçılığın bu dönüşümün önündeki en önemli engeller arasında bulunduğunu belirterek, bu unsurların toplumsal kabulü ve güven ortamını zedeleyebileceğine dikkat çekti.

Nefret dilinin süreci “ihanet” veya “taviz” şeklinde sunarak toplumsal desteği zayıflatabileceğini ifade eden Parlak, kinin geçmişte yaşanan acıları sürekli canlı tuttuğunu, ırkçılığın ise farklı etnik kimlikler arasındaki kutuplaşmayı derinleştirdiğini kaydetti.

Eren Bülbül ve Ceylan Önkol üzerinden ortak acı vurgusu

Parlak değerlendirmesinde, terör ve çatışma ortamında hayatını kaybeden çocuklar Eren Bülbül ve Ceylan Önkol üzerinden ortak acıya dikkat çekti.

İki ismin farklı coğrafyalarda aynı acının farklı yüzlerini temsil ettiğini belirten Parlak, her ikisinin de Türkiye’nin evladı olduğunu ifade etti.

Parlak, bu iki ismin birlikte hatırlanmasının toplumsal kardeşlik açısından önemli olduğunu belirterek, Eren’in ve Ceylan’ın kanı nefreti değil, barışı sulamalıdır” mesajını verdi.

Milli hassasiyet” vurgusuna dikkat çekti

Terörsüz Türkiye sürecini sekteye uğratmak isteyen bazı çevrelerin “milli hassasiyet” söylemini kullandığını savunan Parlak, gerçek milli hassasiyetin yıllardır devam eden kanın durması, çocukların güven içerisinde büyümesi ve ülkenin enerjisinin kalkınmaya yönelmesi olduğunu ifade etti.

Gerçek vatanseverliğin nefret ve düşmanlığı körüklemek yerine barışın maliyet ve kazanımlarını soğukkanlı biçimde değerlendirmek olduğunu belirten Parlak, sürece ilişkin toplumsal yaklaşımın sağduyu temelinde şekillenmesi gerektiğini söyledi.

“En büyük tehdit nefret ve ırkçı dil”

Parlak, Terörsüz Türkiye sürecinin önündeki en büyük tehditlerden birinin silahlı eylemler kadar nefret ve ırkçı söylemlerin yaygınlaşması olduğunu ifade etti.

Kimlikleri mutlaklaştıran ve toplumun farklı kesimlerini karşı karşıya getiren söylemlerin ortak vatandaşlık bilincini zayıflatabileceğini belirten Parlak, bu tür söylemlerin “bölünme” endişesini artırarak toplumsal bütünleşmenin önüne geçebileceğini kaydetti.

Sosyal medya üzerinden yayılan ayrıştırıcı söylemlerin dezenformasyonu da besleyebileceğine dikkat çeken Parlak, bireylerin kullandıkları dilin sürecin toplumsal karşılığı üzerinde etkili olduğunu ifade etti.

“Nefreti bırakmak toplumun sorumluluğudur”

Parlak, sosyal medyada ve günlük yaşamda nefret içeren ifadelerin normalleştirilmemesi gerektiğini belirterek, ırkçı genellemelerden uzak durulmasının herkesin sorumluluğu olduğunu söyledi.

Parlak değerlendirmesinde şu ifadeyi kullandı:

“Silahı bırakmak örgütlerin işidir. Nefreti bırakmak ise toplumun, siyasetin ve her bireyin sorumluluğudur.”

Bu nedenle sürecin yalnızca siyasi aktörlerin veya devlet kurumlarının sorumluluğunda görülmemesi gerektiğini belirten Parlak, toplumsal dilin de barış ortamının oluşmasında belirleyici olduğunu vurguladı.

Türkiye’nin ihtiyacı ortak akıldır”

Türkiye’nin daha fazla kutuplaşmaya değil, soğukkanlılık, adalet ve ortak akla ihtiyaç duyduğunu ifade eden Parlak, nefret üzerinden süreci sabote etme girişimlerine karşı en etkili cevabın toplumsal bütünleşmeyi savunmak olduğunu belirtti.

Parlak, değerlendirmesinin sonunda Terörsüz Türkiye hedefinin yalnızca silahların susmasıyla değil, toplumsal hafızada ve düşünce dünyasında yaşanacak dönüşümle kalıcı hale gelebileceğini ifade etti.

Parlak, Terörsüz bir Türkiye, ancak kin, nefret ve ırkçılıktan arınmış bir zihinle mümkündür” diyerek, toplumun tüm kesimlerini ortak akıl ve sağduyu çerçevesinde hareket etmeye çağırdı.

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim
Reklam

Yorum Gönder

Yorumlar