Yasin GÜLER - Halil Erdoğmuş Ve Umut Filosu Aktivistleri Yaşanan Dehşeti Anlattı
Uluslararası Sularda İsrail Baskınına Maruz Kalan Aktivist Halil Erdoğmuş Yüzer Hapishanelerden Tarihi Dayanışmaya Kadar Tüm Süreci Kamuoyuyla Paylaştı
Küresel vicdanın sesi olmak üzere yola çıkan ancak uluslararası sularda İsrail’in sert müdahalesiyle durdurulan Umut Filosu’na dair sarsıcı gerçekler gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Yaşanan hukuk dışı operasyonun ardından Türkiye’ye dönen aktivist Halil Erdoğmuş, Girit açıklarında gerçekleşen baskını, alıkonulma sürecini ve maruz kaldıkları muameleyi en ince ayrıntısına kadar kamuoyuna aktardı. Uzman isimlerin değerlendirmeleriyle derinleşen süreçte, İsrail’in Akdeniz’in ortasında gerçekleştirdiği eylemin uluslararası deniz hukuku açısından bir "korsanlık" faaliyeti olduğu vurgulandı.
Uluslararası Sularda Silahlı Gece Baskını
Yaşananları bizzat tecrübe eden Halil Erdoğmuş, müdahalenin Yunan karasularına oldukça yakın bir mevkide, gece yarısı başladığını ifade etti. Erdoğmuş, saldırıdan önce bölgede yoğun bir dron hareketliliği gözlemlediklerini, ardından İsrail hücum botlarının hiçbir uyarı yapmaksızın gemiye yaklaşarak camlara gerçek mermilerle ateş açtığını belirtti. Gemide 53 farklı milletten insan olduğunu hatırlatan Erdoğmuş, "Kaptanımız motoru durdurmasa şiddetin boyutu daha da artacaktı. 65 yaşındaki İsveçli doktorumuz Annika ve Alman kaptanımızla birlikte önceden aldığımız 'şiddetsiz direniş' eğitimi gereği sadece ellerimizi kaldırarak bekledik. Ancak İsrail askerleri yüzlerini gizleyerek, üzerlerinde hiçbir sicil numarası olmadan tam bir korsan gibi gemiye daldı" dedi.
Yüzer Hapishanelerde İnsani Hak İhlalleri
Gözaltı sürecinin ardından aktivistlerin bir çıkartma gemisine yerleştirilen konteynerlarda alıkonulduğunu anlatan Erdoğmuş, "yüzer hapishane" olarak tanımladığı bu ortamdaki gayriinsani şartları sıraladı. 20 kişilik kapasiteye sahip konteynerlara onlarca kişinin istiflendiğini, yerlerin kasıtlı olarak ıslatıldığını ve dondurucu soğukta montlarının ellerinden alındığını belirten Erdoğmuş, "İçeride en son 181 numaralı kelepçeyi gördük. Bizimle birlikte olan 18 Türk vatandaşı da dahil olmak üzere herkes darp edildi. Askerler sadece özgürlüğümüzü değil, kaptanımızın dronları ve şahsi paralarımız gibi kıymetli eşyalarımızı da resmen gasp etti" ifadelerini kullandı.
Vicdanın İttifakı: Namaz Kılanlara Etten Duvar
Sürecin en dikkat çekici ve duygusal anlarından biri ise gözaltındaki tarihi dayanışma oldu. Erdoğmuş, sabah namazı kıldıkları sırada İsrail askerlerinin sert müdahale hazırlığına giriştiğini, ancak o an gemideki 100’den fazla gayrimüslim aktivistin kapıya siper olduğunu anlattı. "Biz secdedeyken onlar bize bir şey olmasın diye askerlerin önünde durdular. Bu eylem, dinlerin ötesinde bir vicdan ittifakının kanıtıydı" diyen Erdoğmuş, İsrail'in bu baskıyla korku yaymaya çalıştığını ancak tam tersine dünyadaki aktivistleri daha fazla motive ettiğini savundu.
Diplomatik Temaslar Ve Marmaris'ten Yeni Sefer Hazırlığı
Yoğun diplomatik girişimlerin ardından serbest kalan grupta yer alan Erdoğmuş, Türkiye'ye ulaşır ulaşmaz adli tıp muayenelerinin yapıldığını ve suç duyurularının resmi makamlara iletildiğini açıkladı. 5 Mayıs’ta Marmaris’ten 15 teknenin daha Umut Filosu’na katılmak üzere yola çıkacağını müjdeleyen aktivist, "Bir Halil gider, on bin Halil gelir. İsrail devletleri satın alabilir ama 8 milyar insanın vicdanını satın alamaz. Bu abluka er ya da geç, barışçıl yollarla kırılacak" diyerek sözlerini noktaladı.
Yorumlar